Çocukluğa bir göz atmak
|
Bolu’dayım. Çocukken kullandığım bisikletin lastiklerini şişirip çocukluk mahalleme gittim dolaşmaya. (çocuk bisikleti değil tabi Gölyüzü Mahallesi. 1988-1997 arasında yaşadığımız mahalle. Ve sanırım 3-4 senedir hiç oralardan geçmedim bile. O sebeptendir ki bu gezinti beni çok etkiledi. Her yere apartman yapılmış. Boş bir alan kalmamış. Tırmandığımız erik ağacı kesilmiş yerinde bir apartman var. Apartmanımızın arkasında bir boşluk vardı, artık yok. Oralarda oynardık hep. Bir tek bütün mahallenin gözdesi olan “çayır” kod adlı yer kalmış. Orada sürekli birileri bir şeyler oynuyor olurdu ve çim bitemezdi orada. Şimdi kimsecikler yok. Ot basmış orayı. Bizim zamanımızda (vay be) oralar çok kalabalık olurdu. Şimdi gerçekten bomboş. 2-3 çocuk gördüm. Mahallede çocuk mu yok? Hayır var. Peki onlar nerede? Kesin emin olarak bir cevap veriyorum: bilgisayarlarında oyun oynuyorlar. Bütün mahalleyi dolaştım. Meğer her yerini biliyormuşum mahallenin şimdi fark ettim bunu. Oynamadığım yer kalmamış. Baktığım her köşeden bir anı canlandı. Hatta şu apartmanda şu otururdu demediğim apartman yok. Her yeri biliyor herkesi tanıyormuşum. Her apartmanın içini, dışını, arkasını çok iyi bilirdik. Girmediğimiz delik kalmazdı. Tırmanmadığımız duvar, ağaç kalmazdı. Kale yapıp oynamadığımız alan yoktu. Bisiklet tur rotalarımızdan bahsedeyim. Kökez turu ve MİT turu. Kökez çeşmesinin olduğu köşeden dönüş, bir de MİT’in lojmanlarının oradan dolaşma. MİT turu kökez turunun 2 katı. Bisikleti olmayan birisi “versene bi mit turu” derdi. Bisiklet sahibi de “olmaz kökez turu yap” derdi. Ama sahibinin haberi olmadan yine MİT turu yapılırdı. (Bkz.: Bisikletim yokken ben) Daha sonra Hisar Tepesi’ne çıktım. Bolu Atatürk Lisesi bulunur orada. Bolu Ovası’nın merkezinde bir tepedir. Bolu’nun her yerini görür. Biraz manzarayı izledim. Her şey değişmiş… Hisar Tepesi’nden aşağı saldım bisikleti sonra. Hız yapmayı özlemişim. En sonunda kaydırmayı* özlemişim. Başka bir günde Bolu’nun başka yıllardır görmediğim yerlerini görmek üzere. Esen kalıyım. *kaydırmak: mahallede bisikletinin freni iyi tutan çok az kişi olurdu. “Kaydırabilen” kişi karizma sahibi olurdu. |
English Articles
12 Ağustos, 2007 saat 14:35
ben çok iyi kaydırırdım
ayrıca bisikletli son zamanlarımda ellerimi kullanmayı unutmuştum (bkz: elsiz bisiklet kullanmak)
bisikletlerim hep çok sağlam ve yepyeni olurdu, frenlerinde filan sorun olmazdı asla, eskiyen bisikleti değiştirirdim.. (bkz: babası bisiklet satan çocuğun mahallenin diğer çocuklarından bi adım önde olması) ama yanlış anlaşılmasın benim çocukluğum bolu ‘da geçmedi, ortak yanımız şu ki: çocuk her yerde çocuk..