Ticari komplo teorileri
|
Aklıma gelen iki tane komplo teorisini anlatacağım. Okuyun, bence alışverişe bakış açınız değişebilir. Televizyon - Bilinçaltına marka kazımaFight Club (Dövüş Kulübü) izleyenler hatırlayacaklardır, ben biraz daha ayrıntılı anlatacağım. Televizyon bize saniyede 25 tane farklı fotoğraf gösterir. Fotoğraflar o kadar hızlı değişir ki biz onu kare kare fotoğraf olarak değil akıcı bir video olarak algılarız, çünkü beynimizdeki görme merkezimizin yorumlama hızı saniyede 13-15 kare imiş. Ama diğer fotoğrafları da beyin algılıyor, bilinç altımız yorumlamaya çalışıyor. Fight Club’da da vardı, sinemada filme 1 kare ekleniyor ve sinemadakiler bundan etkileniyordu. (ayrıntıya girmeyelim Şimdi bu komplo teorisi diyor ki, mesela bir televizyon kanalı büyük bir şirketten yüklü bir para alıp herhangi bir TV programında aralara o şirketin logosunu birer kare koysa kimse bunu farketmez ama bilinçaltımız görür. Ve o markaya yönelik içimizde bir sempati oluşur. Durup dururken o markadan alasımız gelir. Hadi buyrun. Duygularımız bile bizi yanıltabilir yani. Koku - HormonDiğer bir teorimiz ise insanların hormonlarıyla oynayarak ürünlerini sattırmak. Aslında bunu zaten yapıyorlar da bu bahsettiğim doğrudan vücudumuza hormon salgılatmakla ilgili. İnsana mutluluk hissini veren serotonin ve endorfin hormonları bulunur. Çikolata yiyince, gülünce vücut serotoninle dolar. Ve bilinçaltında bir his oluşur. Size serotonin hormonu salgılatan şeyleri seversiniz. Çikolata, tatlı seversiniz, espri yapan insanlar sizi güldürdükçe onun yanında vücudunuza serotonin salgılandığı için o kişiyi seversiniz. Aşk da böyledir. Peki düşünün ki ben bir ürün satıyorum. Deterjan olsun. Onun ambalajının üstüne öyle kimyasallar döküyorum ki onun yaydığı koku size serotonin salgılatıyor. Ve böylece o deterjanın yanında farkında olmadan mutlu oluyorsunuz. Alışveriş yaparken bilinçli olalım, düşünelim sebepsiz harcama yapmayalım. Ben sadece iki teori anlattım. Daha neler neler var. Sizi kandırmalarına izin vermeyin. |


9 Mayıs, 2008 saat 08:32
İlk bahsettiğin olay “bilinçaltı reklamcılığı” veya “subliminal marketing” (veya “subliminal advertising”) denen olay ve birçok ülkede yasak - sanırım bizimki hariç. Yasak olmasına rağmen masum gözüken tekniklerle yine uygulanabiliyor. Örneğin Bush (Jr.) ilk kez mi, ikinci kez mi ne seçilmeden önce, seçim çalışmaları sırasında televizyonlara verdiği bir reklamda rakibi olduğu demokratları da kullanmış, “democrats” yazısını ekrana getirirken ilk karede “rats” (sıçanlar) çıkmış, sonrasında gerisi gelmiş - YouTube’da vardı bu reklam.
İkinci bahsettiğin olaysa sadece serotonin veya endorfinle sınırlı değil. Kadın ve erkeklerin birbirine aşık olmasını sağlayan feromonların sentetiğinden üretip parfüm halinde satan firmalar var. Ah onları bi’ bulsam :).
9 Mayıs, 2008 saat 13:03
axe’ın vardı musk isimli deodorantı. sonra piyasadan çekildi.
doğrudan amacı o olan bir deodoranttı…
9 Mayıs, 2008 saat 19:22
axe musk tekrar piyasada. Kullanıyoruz, mutluyuz. Bir de bazı parfümlerde dikkatinizi çekmiştir, bardağın dibinde az cocacola bırakın bir gün bekletin aynı koku: yapay minsk kedisi hormonu. yılda yüz milyarlarla ifade edilen cirolara ulaşmak sanıldığı kadar kolay değil anlaşılacağı üzere
Subliminal marketing eskiden kullanılan artık kullanılmayan(bizde, sizde,onlarda). Ama reklam başlıbaşına bilinçaltına mesaj göndemeyi hedefliyor zaten. nike giyerseniz özgür ve havalı, nescafe içerseniz mutlu ve cool, vernel kullanırsanız mis gibi yumuşacık(erkek adamı bozar :)))) olursunuz. starbucks herhangi bir kahveci iken oraya takılmak sizi entel sınıfına yaklaştırır gibi bir izlenim verir(bir bakıma öyledir de takılan kişilerin entelektüel düzeyleri açısından bakıldığında)